ENDÜSTRİ 4.0 | Gazi Üniversitesi Teknopark Yönetimi

Dijital teknolojilerin hayatımıza girmesiyle birlikte dünyada üretim, eğitim, girişimcilik gibi kavramlar yeniden tanımlanmakta ve ülkelerin global ekonomideki rollerinde ise önemli değişimler yaşanmaktadır. Teknolojinin gelişimi, teknolojinin üretim ve büyüme üzerine etkisi 2000’li yıllara kadar bu seviyede hızlı, yaygın ve yüksek hacimli olmamıştı. Günümüzde bu gelişimin etkisiyle 1-2 kişiyle kurulup kısa bir sürede milyar dolarlık şirketlere dönüşen startuplar oluşmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu değişimi yakalamak ve eğitimden üretime her alanda içselleştirmek amacıyla hükümetlerin bu faaliyetleri destekleyici rol üstlendiği görülmektedir. Ülkemizde de Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu, hibe programları, TÜBİTAK’ın Teknoparklara ve Teknoloji Transfer Ofislerine sağladığı destekler devletin bu alanda yönlendirici ve tetikleyici rolüne örnek gösterilebilir.

Endüstri 4.0’a geçişin de Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör, eğitim kurumları ve STK’lar gibi ilgili tüm aktörlerin sürece etkin bir şekilde dahil olacağı bir seferberlikle mümkün olacağı bilinmektedir. İlgili aktörlerin strateji ve yol haritalarının belirlenmesi sürecinde biraraya gelmesi, üretimde sektörel odakların belirlenmesi, belirlenen bu alanlara Ar-Ge desteklerinin ve kamu harcamalarının yönlendirilmesi, özel sektörü bu alanlarda yatırıma teşvik edici mevzuatların geliştirilmesi gibi konularda sürekli işbirliği halinde olunması dönüşümü hızlandırıcı etki yaratacaktır.  Bu sayede Teknoparklarda geliştirilen teknolojilerin ülke sanayisinin Endüstri 4.0’a geçişinde önemli katkılar sağlaması da kaçınılmaz olacaktır.

Ülkemiz gündeminde de oldukça önemli yer tutan üretimden son kullanıcıya kadar gerekli tüm işlemleri otomasyona dönüştürebilmeyi sağlayan Endüstri 4.0, bu etkileriyle dijital teknolojilerle sanayide üretkenliği, verimliliği ve katma değeri artıracak bir üretim modeli biçimidir. Endüstri 4.0’ın doğru anlaşılabilmesi, buna yönelik kurumsal altyapıların doğru bir şekilde oluşturulabilmesi, doğru alanlarda yatırımların yapılıp sürdürebilir bir şekilde yönetilebilmesi için nitelikli insan kaynağı ve multidisipliner bir işbirliği ortamına ihtiyaç vardır. Gelecekte bugünden daha fazla nitelikli ve eğitimli beyaz yakalılara ihtiyaç olacaktır. Bu yüzden okul öncesinden lisanüstü programlara kadar eğitimde reformun bu bilinçle yönetilmesi uygulamalı eğitime imkan sağlayacak yatırımların artırılması önem arz etmektedir. Bu alanda eğitim kurumları ile sanayinin aynı dili konuşabilmesi önemli olduğu için bugün üniversite-sanayi-kamu ve özel sektör işbirliği daha fazla önem kazanmıştır.

Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden Gazi Üniversitesi de eski adıyla Teknik Eğitim yeni adıyla Teknoloji Fakültesi ile teorik eğitimle beraber uygulamalı eğitime de büyük önem vermektedir. Bizler Teknoparklar ve TTO’lar olarak bu alanlarda üretilen bilginin sanayiye entegrasyonu, öğrencilerin ve akademisyenlerin sanayiye adaptasyonu için arayüz yapılarımızla destekler veriyoruz. Burada programlarımızı tasarlarken aynı zamanda öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizin proje yönetim kabiliyetlerini ve girişimcilik konusunda etkinliklerini de artırmayı hedefliyoruz. Her dönem mühendislik temelli fakültelerde girişimcilik derslerine katılıyor, Teknoloji Girişimciliği, İş Modeli Geliştirme, Yaratıcı Düşünme Teknikleri ile Tasarım, Devlet Desteklerine Erişim gibi bir çok konuda uygulamalı eğitimler veriyoruz. Fikir aşamasından ticari ürüne dönüşüm aşamasına kadar girişimciliği desteklemek amacıyla girişimcilerin çoğunlukla ücretsiz yararlanabileceği Ön Kuluçka Merkezi, Prototipleme Atölyesi, Kuluçka Merkezi yaratıcılık, yenilikçilik ve girişimcilik kültürünün gelişmesini sağlayacak altyapılar da geçmiş dönemlerde oluşturduk. Geçen süre zarfında bu altyapılar üzerinden mentorluklarla girişimcilerimizi yakından takip ettik ve doğru kanallara yönlendirmeye gayret ettik.

Teknolojik ve yenilikçi iş fikrine sahip öğrenci, mezun ve akademisyenler, kurumumuzdan nitelikli eğitim ve mentorluk hizmetleri alarak şirketleşebilmektedir. Gazi BİGG programı ile 2017 yılından bu yana 42 girişimci, toplamda 1.5 milyon $ hibe alarak şirketleşmiştir. Gazi Teknopark olarak, 2013 yılından bu yana, yürütülen programlarla 1200 ün üzerinde girişimciye eğitim ve mentorluk hizmeti sağlanmıştır. Bu start-uplar son 2 yılda yaklaşık 1.5 milyon $ Ar-Ge geliri elde etmiş olup bu gelirlerin %90’ı ihracat şeklindedir. Çoğunlukla TÜBİTAK desteğiyle yürüttüğümüz ve TÜBİTAK tarafından da en başarılı arayüz kuruluşlardan biri olarak görüldüğümüz programlarda Türkiye ortalamasının çok üstünde başarı sağlanmasının nedenleri ise Teknopark insan kaynağı yapısının niteliği ve programlarda sağlanan eğitim-mentorluk süreçlerinin kalitesi olarak değerlendirmekteyiz.

Bu programlarda seçtiğimiz girişimlerde odaklandığımız alanlara baktığımızda büyük veri, nesnelerin interneti, arttırılmış gerçeklik, bulut bilişim, siber güvenlik, akıllı robotlar, katmanlı imalat, simülasyon konuları öne çıktığını görüyoruz. Bilindiği gibi bu konular Endüstri 4.0’ın temel dinamiğini oluşturmaktadır. Bizde bu alanların endüstride global bir etkiye sebebiyet vereceğine inanıyoruz.

Ayrıca Ülkemizin ileri imalat teknolojileri alanındaki ihtiyacı gözetilerek, Üniversitemiz Mühendislik Fakültesi’nin “toz metalürjisi” ve “eklemeli imalat” alanlarındaki deneyimleri çerçevesinde T.C. Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın yönlendirmesi ile 2013 yılı başında Eklemeli İmalat Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi kuruluştur. Teknoloji Transfer Ofisimizin arayüz destekleri ile bu alanda üniversite-sanayi işbirliği önemli projelere imza atılmıştır. Eklemeli İmalat Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin ülkemiz için örnek teşkil edecek ulusal bir mükemmeliyet merkezi olmasının yanı sıra yurtdışında aynı amaçlarla kurulmuş merkezlerle rekabet edebilecek bir yapıda kurgulanması hedeflenmiştir.

Kısaca Gazi Teknopark altyapı ve programlarından bahsedecek olursak; Gazi Üniversitesi’nin desteği ve büyük ortaklığı ile 2007 yılında kurulmuştur. Geçen sürede oldukça hızlı bir gelişim göstererek Türkiye’nin önde gelen teknoparkları arasında yerini alan, başkent Ankara’da yaklaşık 20 bin metrekareye yakın kapalı alanda faaliyet gösteren Gazi Teknopark’ta, halen 110 firma ve yaklaşık 1000 personel ile 200’e yakın Ar-Ge projesi yürütülmektedir. Bu 1000 personelin yaklaşık %35’i lisanüstü eğitime sahiptir. Kuluçka Merkezi, Prototip Atölyesi ve Ön Kuluçka Merkezi gibi yaratıcılık, yenilikçilik ve girişimcilik kültürünün gelişmesini sağlayacak altyapı oluşturan, uluslararasılaşma konusunda Gazi Bilişim Kümesi, startuplar konusunda Gazi Bireysel Genç Girişimcilik Programı gibi mekanizmaları geliştiren Gazi Teknopark, girişimcilere fikir geliştirmekten ihracata kadar her aşamada katkıda bulunmaktadır. Özellikle şirketlerin globalleşmesinde ve Endüstri 4.0 adaptasyonunda küme yapıların ve disiplinler arası işbirliğinin önemli olduğunu düşünerek 4 yıldır bilişim temalı kümelenme faaliyetleri yürütülmektedir.

 

Endüstri 4.0 Hakkında | Faruk İnaltekin – Bilkent CYBERPARK Genel Müdürü

18.yüzyılda gerçekleşen Birinci Sanayi Devrimi’nin buhar gücüne dayalı üretim sisteminden sonra, İkinci Sanayi Devrimi’nde elektriğin kullanımıyla birlikte, sanayi fikri hız kazanmaya başladı. Bu fikirlerin ardından bilişim ve teknolojinin hayatımıza girmesiyle Üçüncü Sanayi Devrimi’ni deneyimledik. Her yüz yılda bir gelişerek devam eden sanayi devrimleri bu kez bilgi teknolojilerindeki değişimler sayesinde neredeyse 40 yıl içerisinde hız kesmeden bir diğerini doğurdu: Dördüncü Sanayi Devrimi’ni. Diğer sanayi devrimlerinden farklı olarak alışılagelmiş sermaye odaklı gücün azaldığı; yerine büyük verilerin hızlıca işlendiği, bulut teknolojileri, yapay zeka, nesnelerin interneti, artırılmış gerçeklik, dijital sanayileşme, akıllı robot ve makineler, siber güvenlik ve internet protokol sürümü gibi anahtar kelimelerim devreye girdiği, insan faktörünün anlık iş gücünün azaldığı bu bu devrim, artık Endüstri 4.0 adıyla hayatımızda yer alıyor. Bilgiye erişimin çok hızlı olduğu bu dönemde, Dördüncü Sanayi Devrimi 40 yıllık bir zaman diliminde oluşmuşken bir sonraki sanayi devrimin bu süreden bile kısa olacağı aşikardır. Değişimin kaçınılmaz olduğu bu süreçte, şüphesiz ki hayatımızın birçok alanında değişiklikler olacaktır.

İlk kez Almanya Hannover’de CEBIT Fuar’ında 2011 yılında kullanılmasından bu yana, Endüstri 4.0 konusu, teknoloji firmalarının teknoloji arz eden taraf olması nedeniyle teknoparklarda sıkça kullanılıyor. Bu nedenle, teknoparklar olarak firmaların olgunluk seviyelerini artırmak için Dördüncü Sanayi Devrimi’nin fırsatlarını kullanma yolunda adımlar atıyoruz. Bu fırsatlar, endüstri alanını mükemmelleştirmeye başladı ve sadece teknik evrimi değil, aynı zamanda yeni kaynaklar ortaya koyarak ve yeni teknik araçlar yaratarak da mükemmelleşmiş endüstriyi bize sunuyor. Bu bağlamda, teknoparkların da konuyu ele alırken oldukça geniş çerçeveden bakması ve yeni teknolojileri üretmede istekli olmaları, Türkiye’nin Endüstri 4.0 sürecine dahil olmasını hızlandıracaktır.  Ülkemizde Endüstri 4.0 kavramının yerleşmesi ve konuşulması daha sadece 7-8 yılı almışken konu üzerine farkındalığın arttığını da söylemem yanlış olmaz.

Değişim ve dönüşümün, Endüstri 4.0 alanında daha hızlı yakalanabilmesi için teknoparkların yanısıra, konuyla ilgilenen kamu kuruluşlarının, sanayi kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin ve sanayi bölgelerinin de iş birliği içerisinde çalışması önem arz etmektedir. Bu denklem doğru kurulduğu takdirde, odaklanılan dijital dönüşüme ve Endüstri 4.0’a önemli katkılar sağlayacaktır.

Bahsettiğim değişim ve dönüşüm sürecinde, önemli rol oynayan şehirler arasında Ankara baş sıralarda gelmektedir. 19 üniversitesi, 7 aktif teknoparkı, Ar-Ge Merkezleri, Araştırma Altyapıları ile oldukça ciddi boyutta teknoloji üreten şehir statüsündedir. Üniversitelerin sayısı ve kamu kurumlarına yakın olmanın verdiği kazanç sayesinde, hem nitelikli insan kaynağı açısından potansiyeli yüksek hem de güçlü teknoloji altyapısı ile Ankara’nın imkanları çok fazladır.

Endüstri 4.0’ın ekonomide aktif rol oynaması için nitelikli çözümlerin üretilebilmesi, dış kaynaklara bağımlılığı ve bilgi akışının ülke dışına çıkmasını büyük ölçüde azaltacaktır. Türkiye’nin içinde olduğumuz endüstri devrimini en verimli şekilde yaşaması ve yenilikleri yakından takip ederek güçlenmesi, riskleri mümkün olduğunca faydaya dönüştürerek çalışmalarını devam ettirmesiyle mümkün olacaktır.

Yaşanılan endüstriyel dönüşümde makinelerin insanların yapacağı işin yerini alacağı düşünülse de makineler aslında insanların mesleki rolünü değiştirmiştir. Bu nedenle, sadece yenilikle beraber gelecek olan farklılıklara uyum sağlamak yetmez, yeni oluşan sektörlere de nitelikli ve donanımlı eleman yetiştirmek üzere eğitim konusunun da dikkatlice ele alınması gerekmektedir.

Türkiye’nin sanayi dönüşümünde yüksek teknolojili ürünlerin üretimi ve kullanımı, sadece sanayi sektöründe bulunan firmaların üretim artışını değil, aynı zamanda ülke gelir düzeyinde de artışlar sağlayacaktır. Yeni teknolojik dönüşümün en verimli şekilde gerçekleşmesi için Bilkent CYBERPARK olarak bünyemizde faaliyet gösteren 250 Ar-Ge firmasıyla birlikte destek vermeye devam edeceğiz.

Faruk İnaltekin

Bilkent CYBERPARK Genel Müdürü